Karaciğer Enzimleri Nasıl Düşer?

Hepatit Nedir? Hepatit, karaciğerde oluşan bir enflamasyondur. Karaciğer enflamasyonu (hepatit) bir çok sebepten meydana gelebilir.

Virüsler – Viral hepatit, bir çok virüsün öncelikle karaciğere saldırmasından oluşur. Bugüne kadar tanımlanmış virüsler, A, B, C, D, E ve G olarak isimlendirilmiştir.

Toksik Ajanlar – Alkol, uyuşturucu ve diğer kimyasallar.

Oto-immün rahatsızlıklar

Karaciğer Enzimleri Nasıl Düşer?

1- Silymarin (Milk Thsitle)

Silymarin, Milk Thsitle ekstresinin aktif bileşenidir ve Hepatit B – C ve diğer karaciğer rahatsızlıklarında en yaygın anlamda kullanılan bitkisel tedavidir.

Milk Thsitle’nin karaciğer üzerindeki etkisi 300 den fazla araştırmaya konu olmuştur. Bu araştırmaların birçoğu Avrupa’da yapılmıştır ve bu bitkinin, toksik karaciğer hasarı, inflamatuar karaciğer hastalığı ve siroz gibi karaciğer hastalıkları üzerindeki yararı Alman E Komisyonu tarafından onaylanmıştır.

Bir çok bilimsel çalışma, milk thsitle’deki silymarin adlı flavanoidin karaciğeri toksinlerden  koruduğunu ve hasara uğramış hücrelerin ise yenilenmesini desteklediğini göstermiştir. Silymarin, hücrelerin dış reseptör bölgelerini koruyarak, toksinlerin yağlı hücre zarlarından geçip hücrelerin içine girmelerini engeller ve hücrelere girebilmiş olan toksik maddeleri etkisizleştirir. Bunu ya maddeleri püskürterek, ya da sızıntıya karşı bir bariyer oluşturarak yapar. Özellikle, yüksek dozları karaciğeri tahrip etme gücü olan asetaminofen (Tylenol) gibi ilaçlardan karaciğeri korur.

Glutatyon, karaciğerin detoksifikasyonu için önemli bir maddedir. Bir çalışmada, milk thsitle’nin, vücuttaki glutatyon seviyesini % 30 oranında yükselttiği tespit edilmiştir; bunun anlamı, karaciğerin vücudu temizlemek ve zehirli maddelerin atılması konusunda işlevlerini daha etkin olarak yerine getirebilmesidir.

1992′de Almanya’da gerçekleştirilen bir çalışmada milk thsitle’nin, karaciğer yağlanması, hepatit ve siroz gibi karaciğer hastalıkları bulunan hastalara önemli yararlar sağladığı tespit edilmiştir. 2600′dan fazla hastanın katıldığı çalışmada hastalara 8 hafta boyunca her gün standardize milk thistle prepratı verilmiş ve süre sonunda hastaların %63′ü bulantı, iştahsızlık, halsizlik ve karında şişkinlik gibi bulguların ortadan kalktığını belirtmişlerdir. Yapılan ölçümlerde, artmış karaciğer enzimlerinin %46 kadar azaldığı görülmüştür. Büyümüş karaciğerlerin %27′si normal büyüklüğe dönmüş ve %56′sı ise belirgin bir küçülme göstermiştir.

Alman araştırmacılar tarafından alkol kaynaklı karaciğer rahatsızlığı olan 116 kişi üzerinde yapılan çalışmada hastalara 2 hafta süresince her gün 420 mg milk thistle ekstresi verilmiş ve süre sonunda hastalarda belirgin bir iyileşme tespit edilmiştir.  Alkol kaynaklı karaciğer yağlanması olan 57 hasta üzerinde yapılan ayrı bir çalışmada ise milk thistle kullanımı, SGOT enzim seviyesini %80 oranında azaltmıştır.

Hepatology“de 2010 yılında yayınlanan bir çalışma, silymarinin, karaciğer hücrelerine viral geçişi  ve viral girişi engelleyerek Hepatit C enfeksiyonunu baskıladığını göstermiştir. İnterferon ve ribavirin tedavisine yanıt vermeyen 16 kişilik bir çalışmada, silymarin, Hepatit C’nin viral yükünü önemli ölçüde azalttığını göstermiştir. Deneklerden 7 tanesinde, 14 günlük tedaviden sonra virüs düzeyleri, farkedilemeyecek miktara kadar düşmüştür.

Milk Thsitle ekstresinin tipik dozu, günde 2-3 defada alınabilecek 200 mg.dır. %70-80 oranında silymarin içeren standardize  ekstreler kullanılır. Birkaç küçük çalışma, silymarin-fosfatidilkolin kompleksinin vücutta daha kolay absorbe edildiğini göstermiştir.

2-Schisandra Chinensis

Schisandra chinensis, Magnoliaceae familyasına ait bir bitkidir. En az 30 farklı lignana sahiptir. Lignanlar, karaciğer koruyucuları ve hasarlı karaciğer dokularını yenileyen maddeler olarak bilinir.

1970’li yıllarda, Çin’de, viral enfeksiyon veya kimyasal maddelere maruz kalmaktan kaynaklanan hepatitli hastalar üzerindeki çalışmalarda; bu bitkinin, özellikle karaciğerde bulunan ve tahribat yüzünden kan dolaşımına karışan enzim olan yükselmiş SGPT (serum glutamik-piruvik transaminaz) düzeylerini düşürdüğü tespit edilmiştir. Çin’de yapılan klinik bir çalışmada, hepatitin çeşitli türlerinden muzdarip 5000 kişiye schizandra verilmiştir ve çalışma, %75 vakanın normale dönmesiyle sonuçlanmıştır.

Çin’de gerçekleştirilmiş olan özel bir çalışmada, kronik hepatit tedavisi yönelik, schisandra’nın da dahil olduğu 4 farklı bitkiyi içeren bir formül üretilmiş ve 34 hastanın 33’ünü tedavi ederek %97’lik bir başarı oranına sahip olmuştur. Karaciğer üzerindeki bu olumlu etki, schisandra’nın içeriğinde bulunan lignanların  etkinliğinden kaynaklandığı rapor edilmiştir.

3-Alfa-lipoik Asit

Alfa-lipoik asit, vücudun kendisinin yaptığı ve her hücrede bulunan, glukozu enerjiye çevirme yeteneğine sahip bir anti-oksidandır. Ani-oksidanlar, ya sadece su, ya da yağ asitleri içerisinde çalışırlar ama alfa-lipoik asit, hem su, hem de yağ bazlıdır.

Alfa-lipoik asit, bir diğer güçlü antioksidan olan glutasyonun üretiminin çoğalmasına neden olur ve koenzim Q10’un emilimine yardım eder. Alfa-lipoik asitin temel fonksiyonu, vücudun, karaciğerdeki toksik maddelerin çözülmesine yardımcı olan glutasyon üretimini çoğaltmaktır.

Alfa-lipoik asit, yıllardır Avrupa’da karaciğer sağlığını korumak için kullanılmıştır. Bu madde o denli güçlüdür ki, radyasyon zehirlenmesi, mantar zehirlenmesi, alkole bağlı hepatit, diyabete bağlı nöropatide etkin bir biçimde kullanılmıştır.

Bir doku kültürü çalışmasında, Alfa-lipoik asit, glutasyon peroksidaz enzimi düzeylerini yükseltmiştir. Bu enzim, karaciğerin detoksifikasyonda kullandığı bir moleküldür, aynı zamanda karaciğerdeki enerji verimliliğini arttırır.

UC Berkley’de, moleküler biyoloji Profesörü Ester Packer, alfa-lipoik asitin, bugüne kadar keşfedilmiş en güçlü antioksidan olduğunu; HCV-1 virüsü ve DNA’ya doğrudan bağlanan diğer virüslerin çoğalmasını engellediğinin bilim adamlarınca tespit edildiğini belirtmiştir.

The National Institutes of Health, bağımsız bir çalışmada; alfa-lipoik asit, silymarin ve selenyum alan 3 Hepatit C hastasının büyük bir hızla iyileşdiğini ve laboratuar değerlerinin belirgin bir şekilde düzeldiğini rapor etmiştir.

4-Timus Ekstreleri

Timus bezi göğüs kafesinin arkasında, göğsün ortasında bulunur. Timus; bir çok bağışıklık sistemi fonksiyonlarından, özellikle T lenfositlerin üretiminden sorumludur. Hücre aracılı bağışıklık, bağışıklık mekanizmasının antikorlar tarafından kontrol ve aracılı olmaması anlamına gelmektedir. Timus bezi aynı zamanda, bir çok bağışıklık sistemini düzenleyen thymosin, thymopoeitin ve serum timik faktör gibi bir çok hormon salgılar.

Besin takviyeleri olarak kullanılan timus ekstreleri, daha çok genç buzağılardan (sığır) elde edilir. Üzerinde bir çok araştırma yapılmış buzağı timus ekstresinin oral yolla kullanımı, küçük protein benzeri molekülleri (polipeptitler) konsantre edebilmek için özel olarak hazırlanmıştır. Thymomodulin® olarak bilinen bu ekstrenin, tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonlarını önlemede etkili olduğu görülmüştür. Timus ekstresi, tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonları, grip, nezle, H1N1 kuş gribi,  Hepatit B ve C, Epstein-Barr virüsü, uçuk ve zona, sinüzit ve AIDS/HIV gibi enfeksiyon hastalıklarında kullanılmaktadır.

Timüs ekstresinin kronik aktif Hepatit B karaciğer hastalığı taşıyanlar üzerinde etkili olduğu görülmüştür. 1991 yılında “Archivum Immunologiae et Therapiae Experimentalis”de yayınlanan küçük bir çalışma, 6 ay boyunca timüs ekstresi ile tedavi edilen 18 hastayı  gözlemlemiştir. Bazıları 14 gün içinde ilerleme kaydetmiştir. Hastalar, iki yıl sonra tekrar kontrol edildiklerinde, hala tam klinik remisyon gösteriyorlardı.

T-activin thymus extract kronik kolestatik hepatit ve primer biliyer siroz gibi diğer karaciğer hastalıklarının tedavisinde kullanılmıştır. Kronik kolestatik hepatit ve primer biliyer siroz hastalıkları olan 102 hastanın katıldığı bir çalışmada, T lenfositleri, mononükleer hücrelerin fonksiyonel aktivitelerinde çoğalma, immunoglobulin sayısında da azalma görülmüştür. Tüm bu göstergeler,  karaciğerdeki immünoenflamatuar süreç ve hastalığın klinik bulgularının olumlu bir sonuca bağlandığı; çoğalmış bağışıklık yeterliliği anlamına gelmektedir.

Tipik günlük doz, 750 mg. timus polipeptik fraksiyonu; ya da 120 mg. saf timus polipeptidleridir.  (thymomodulin). Hastalıklı hayvan ve organlardan üretilmiş ürünler insan sağlığına zararlıdır. Ancak, şimdiye kadar, hastalıklı hayvan timusundan yapılmış bir ürünün insanlara hastalık geçirdiği ile ilgili bir rapor olmamıştır. Diğer ilaçlarla etkileşime girer mi? Belirli ilaçlar timus ekstresi ile etkileşime girebilir. Bağışıklık sistemini azaltacak ilaçlar kullanıyorsanız timus ekstresi kullanmayın. Organ nakli hastalarında, ya da allograft, xenograftın diğer formlarında; timus ekstresinin uyarıcı bir bağışıklık yanıtı ve transplant reddi olasılığı yüzünden kullanmaktan kaçının.

5 – SAMe (S-Adenosylmethionine)

SAMe (S-Adenosylmethionine), her hücrenin ürettiği doğal bir maddedir. Özellikle amino asitler olan adenosin trifosfat (ATP) ve metionin bir araya geldiğinde üretilir. Gerek alkol tüketimi, gerekse, viral enfeksiyon veya başka bir sebeple oluşan karaciğer işlev bozukluğuna kaçınılmaz olarak glutasyon eksikliği de ortaya çıkar. SAMe karaciğeri korur ve karaciğerdeki en önemli maddelerden biri olan glutatyona dönüşür.

Karaciğer organı, adrenal ve pineal bezlerinden sonra vücudun üçüncü büyük SAMe içeriğine sahip bölgesidir. Scandinavian Journal of Gastroenterology’da yayınlanan plasebo kontrollü bir çalışmada, alkolik ve alkolik olmayan  16 karaciğer hastasına, 6 ay süresince günlük 1200 mg oral SAMe dozu verildi. Karaciğer biyopsileri, glutasyon çoğalmasında önemli bir gelişme ve oksidize glutasyonda da belirgin bir azalma gösterdi. Alkolik olmayan karaciğer hastalarının alanin aminotransferizi düşmüştü. Akol kaynaklı karaciğer hastası 45 hasta üzerindeki bir çalışmada ise 15 gün boyunca damardan SAMe takviyesi karaciğer işlevlerinde önemli bir düzelme sağlamıştır.

6- Agaricus blazei Murill

Basidiomycetes familyasından olan Agaricus blazei Murill, tıbbi bir mantardır. Küçük klinik deneyler sonucu ulaşılan birçok bulgu, bu mantarın, kronik hepatit hastalığında etkilerinin olduğunu  göstermektedir. Bir çalışmada, günlük 1500 mg. ekstre 12 aylık dönem içinde bir grup hepatit B hastasının karaciğer enzimlerinde belirgin bir azalmaya neden olmuştur. AST 246’dan 61’e, ALT ise 151’den 46’ya gerilemiştir. Diğer bir çalışma ise Hepatit C hastalarıyla yapılmış ve mantar ekstresinin 20 hastada GTP’yi %80 oranında azalttığı görülmüştür. Agaricus blazei mantarının hepatit tedavisindeki potansiyel rolü,  Wang ve arkadaşları tarafından rapor edilmiştir. Agaricus  ekstresinin, kronik hepatit hastalarında hepatik fonksiyon gelişmesi ve negatif virüs aktivite indeksi gibi farklı etkileri olduğunu not etmişlerdir.

7-Ozon Tedavisi

Ozonun virüs üzerinde doğrudan etkisi vardır; ayrıca immünomodülatör aktivite ile dolaylı etkiye de sahptir. Lipid zarflı virüsler, ozona karşı daha duyarlıdır. Bunlar arasında HCV, Herpes 1 ve 2, HIV1 ve 2, ayrıca diğer bazı virüsler bulunur. Dr. Dorstewitz Hepatit B’li hastalar üzerinde yaptığı çalışmalarda 6 haftalık ozon tedavisiyle hastaların enzimlerinin normal sınırlara düştüğünü tespit etmiştir. Dr. Knoch tarafından yapılan çalışmada biluribin, alkalen fofataz ve transamnazlarda hızlı bir düşüş kaydedilmiştir. Kahire Üniversitesinden Prof. Dr.Mohamed Nabil Mawsouf’un 60 Hepatit C li hastaya ozon tedavisi uygulamasından sonra virus yükünde %91 azalma meydana gelmiştir.

Araştırmalara göre ozon virüsün lipid zarfına etki ederek parçalamaktadır. Zarf bozulunca virüs kendisini kopyalayamaz. Ozon tedavisi sırasında kanda meydana gelen peroksitler virüsün konak hücreye girmesinde rol oynayan zarf yapılarını bozarlar. Konak hücreye giremeyen virüs çoğalamaz.

Ozonun kandaki hepatit B virüsüne karşı doğrudan öldürücü etkisi vardır. Ozon tedavisi ile kanda serbest dolaşan hepatit B virüsünün tamamı ölür. Ozon tedavisi hepatit C virüslerinin yapısını bozar ve virüs karaciğer hücrelerine yapışamaz hale gelir. Yapısı bozulan virüs kandan bağışıklık sistemiyle uzaklaştırılır. Araştırmalar, hepatit C’li hastalarda ozon tedavisi ile viral yükün azaltılması durumunda karaciğer enzimlerinin önemli ölçüdüştüğünü ve hastanın genel sağlık durumunun düzeldiğini göstermiştir. Ozon tedavisinin bir diğer önemli etkisi bağışıklık sistemini uyarmasıdır. Ozon tedavisi vücudun lökosit üretimini artırır ve sitokinlerin salınımını uyarır. Ozonlanan kanın hastaya verilmesiyle, artan bir immün reaksiyonu başlar.


Comments

  1. Tufan says

    Sağlıklı beslenme konusunda oldukça faydalı bir makale olmuş ellerinize sağlık.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir