Romatizma Çeşitleri ve Belirtileri Nelerdir?

Romatizma Tedavisi Nasıl Yapılır? Romatizma Çeşitleri ve Romatizma Nedir? Romatizma tek bir hastalık değil, 200′den fazla hastalık grubuna verilen bir addır. Savunma sistemindeki bozuklukların neden olduğu romatizma her yaş grubunda görülebilen bir hastalıktır.

• Eklemlerde ağrı, şişlik ve sıcaklık ile kendini belli eden romatizma tedavi edilmediği zaman önemli sağlık sorunlarına sebep olabilir.

• Romatizma hastalığının soğuk ya da nemle bir ilişkisi olduğu kanıtlanmamıştır. Fakat bozuk olan iltihaplı eklemler havadaki iyon değişimine kolay adapte olamadıkları için nemli havalarda ağrılarda artma meydana gelir.

• Romatizma hastalığının beslenme ya da kiloyla da bir bağlantısı yoktur. Ancak diz, kalça gibi yük taşıyan eklemler kilo fazlası olan kişilerde  zorlanır ve ağrıya yol açar. Yine fazla kilo uzun dönemde diz ve kalçada kireçlenmeye sebep olur.

• Romatizmal hastalıklar çoğunlukla savunma sistemi bozukluğuyla beraber görülür. Savunma sistemi vücudu yabancı maddelere karşı korur, fakat romatizma hastalığında dokuyu tanıyamaz ve insanın kendi dokularına karşı reaksiyon gösterir. Bunun neticesinde eklemde iltihap ve ağrı meydana gelir.

• Romatizmanın birçok türü olduğu için uygulanacak tedavi romatizmanın çeşidine, tutulan eklemin şiddetine, diğer organların durumuna ve laboratuar tespitlerine göre yapılır. Romatizma hastalığı ağrı kesici ilaçlar, iltihabı azaltıcı ilaçlarla tedavi edilir.

• Eklemlerin iltihap durumuna göre farklı fizik tedavi programları uygulanır. Kasların gücünü korumasını ve esnekliğini sağlayacak egzersizler öğretilir.

• Hastalık ilerlemişse şekil bozuklukları ya da eklem hareket kabiliyetinin aşırı azaldığı durumlarda protez takılması için cerrahi müdahale gündeme gelebilir. Kilo fazlalığı olan kişilerde diz gibi yük taşıyan eklemler üzerinden yükü azaltmak için zayıflama diyeti önerilebilir.

• İltihaplı romatizma olarak da bilenen, eklemlerde vücut tarafından üretilen iltihap neticesi meydana gelen hastalıkların genel adı olan artritin bir çok çeşidi vardır. El ve ayak eklemleri gibi çevre eklemleri etkileyen romatoid artrit ve omurgayı etkileyen ankilozan spondilit bunlardan en önemlileridir.

• Romatoid artrit erkeklere oranla kadınlarda 3 kat daha fazla görülür. On yıl sonra romatoid artritli hastaların üçte biri çalışamaz hale gelmektedir. Erken teşhis edilmediğinde eklemlerde telafi edilemez harabiyete neden olur. Eklemlerde ağrı ve şişlik, yorgunluk, sabahları eklemlerde hareketsizlik gibi belirtiler gösterir.

• Ankilozan Spondilit genellikle 20’li yaşlarda bel ağrıması ve sertleşmesiyle kendini gösterir. İlerleyen yıllarda kemiklerin sertleşmesiyle birlikte ilerleyen hastalık, omuru sarar ve omurgada sertleşme yaparak esnekliğini kısmen engeller. Bu aşamadan sonra kambur olmaya başlar. İleri aşamadaysa vücut bel seviyesinden eğilerek yere paralel hale gelir ve diğer organların da işleyişini etkiler. Ankilozan Spondilit’in kesin tedavisi olmamakla birlikte uygulanacak tedaviyle hastalığın yavaşlatılması sağlanabilir ve ilerlemesi durdurabilir.

• En çok görülen omurga romatizması olan Ankilozan Spondilit erkeklerde daha fazla görülür. Bu hastalığın bilinen tek sebebi genetik yatkınlıktır. Ailesinde Ankilozan Spondilit olan birinin bu hastalığa yakalanma riski diğer insanalara göre 20 kat daha fazladır. Ankilozan Spondilit’in tedavisinde yangı baskılayıcı ağrı kesici ilaçlar, romatizma tedavisinde kullanılan özel ilaçlar ve yeni kullanıma giren biyolojik ajanlar kullanılmaktadır.

• Kireçlenme olarak da bilinen Osteoartrit, eklem kıkırdağında harabiyet, eklem kenarlarında yeni kemik oluşumlarıyla meydana gelen ve ilerleyici olan bir romatizmal hastalıktır.

• Osteoartitin sebebi kesin olarak bilinmemektedir. Kıkırdak bozulmasının yaşlanma sürecinin bir parçası olduğu bilinmekle birlikte  bütün insanlarda  kıkırdak yapıdaki bozukluğun aynı olmaması diğer unsurların da  bu süreçte etkili olduğunu gündeme getirmektedir. Eklemin bozulmasında farklı genetik, metabolik, kimyasal ve mekanik faktörlerin rol oynadığı düşünülmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, osteoartrit sakatlığa yol açan  hastalıklar sıralamasında dördüncü sırada yer almaktadır.

Rheumatology Dergisi’nde  yayınlanan yazıya göre, alınan her kilo için osteoartritin gelişme riski %9-13 arasında değişerek artmaktadır.

• Alınan her 500 gr dizlere bunun 4 katı kadar ağırlık binmesine neden olurken, kalçada 6 katı kadar ağırlık hissedilmesine yol açar.

• Vücut ağırlığının % 10’u kadar zayıflamak, osteoartritin gelişimini yavaşlatmaya yardımcı olmaktadır. Framingham Diz Osteoartrit çalışmasının verilerine göre, ortalama yedi kilo zayıflayan kadınların osteoartrit geliştirme riski %50 azalmıştır.

• Osteoartrit her iki cinste de görülmesine rağmen kadınların daha fazla osteoartrit geliştirme riskleri vardır.

• Osteoartrit en çok diz ve kalçada görülmekle birlikte boyun ve bel omurlarında, el ve ayak eklemlerinde de oluşabiliyor.

• Artroz, iltihabi bir rahatsızlık değildir. Kemiklerin aşınıp yıpranması neticesinde meydana gelir. Artroz hastalığında eklemlerdeki kemik uçlarını koruyan kıkırdak aşınır. Sürekli yük, kıkırdakları pürüzlendirir, elastikiyetinin azalmasına yol açar. Kıkırdaklar zamanla incelir ve kırılgan hale gelir. Kıkırdakların bütünüyle aşınıp, kemiklerin birbirine sürtünmeye başlaması artrozu ağırlaştırır. Ağrılar görülür ve eklem hareketlerinde azalmalar olur. Kıkırdakların yıkımıyla iltihap uyarıcı maddeler eklem sıvısına karışırak, eklem kapsülünde şişme ve ağrılı iltihaba neden olur.

• Artroz en çok vücudun ağırlığını taşıyan bel, diz ve kalça eklemlerinde oluşur. Fakat el, ayak, omuz ve dirsek eklemlerinde de meydana gelebilir.

• Romatizmal hastalıklar genelde savunma sistemi bozukluğuyla beraber görülür. Ancak yumuşak doku romatizmasında (Fibromiyalji) bağışıklık sistemi bozulmaz ve eklem tutulumu görülmez. Bu hastalığın sebebi tam olarak anlaşılamamakla birlikte belirtilere yol açan bozukluğun merkezi sinir sisteminden kaynaklandığı sanılmaktadır.

• Yumuşak doku romatizmasının meydana gelmesinde beyinden salgılanması gereken serotonin, noradrenalin gibi maddelerin salgılanmasında bozukluk ve uykunun derin uyku fazındaki bozukluklar olduğu düşünülmüştür.

• Yumuşak doku romatizması daha çok kaslarda ağrı ve sertlik biçiminde kendini gösterir. Ağrı en temel belirtidir. Yorgunluk, uyku bozukluğu, geceleri sık sık uyanma, yeteri kadar uyunmasına rağmen sabahları dinlenememiş olarak kalkma gibi bulgular görülür.

• Yumuşak doku romatizmasının tedavisinde ağrı kesiciler, kas gevşeticiler, antidepresan ilaçlar, fizik tedavi ve egzersizlerden faydalanılır. Ozon Tedavisi ve nöral terapi de bu hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır.

• Yumuşak doku romatizmasının teşhisi zordur. Yapılan tetkiklerde bir anormallik çıkmadığı için, bu sorunlar psikolojikmiş gibi değerlendirilebilir. Olayın psikolojik kaynaklı olduğu sanılarak bu kişiler psikiyatri kliniklerinde anksiyete bozukluğu, depresyon veya hastalık hastası (hipokondriak) gibi hatalı tanılarla değerlendirilebilirler.


Comments

  1. tuğçe says

    yuhhh be fen performans ödevimdi hepsini yazamam ki ya offffffffff

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir