İnsülin Nedir ve Ne İşe Yarar?

Normal yetişkin bir insanın günlük insülin gereksinimi 2 mg’dır. Besinin tüketilmesinden yaklaşık 10 dakika sonra kandaki insülin düzeyi artmaya başlar. 30–45 dakika sonra en yüksek düzeye çıkar ve ardından azalmaya başlar. 90 ila 120 dakika sonra ise normale döner. İnsülin; karaciğer, kas ve yağ dokularındaki hücrelerin zarlarındaki özel insülin reseptörlerine bağlanarak görev yapar.

İnsülin Nedir?

İnsülin kan şekeri seviyesini kontrol altında tutan hormondur. Pankreasın hormon salgılayan hücre adacıklarının % 60′ını oluşturan beta hücrelerinden salınan bir hormon olan insülin, kanda serbest olarak dolaşan şekerin hücre içine girmesini sağlamakla görevlidir. Bu şekilde kandaki şeker seviyesi normal hale gelir ve de vücud için enerji sağlanmış olur. Beyin hücreleri hariç vücuttaki tüm hücreler pankreastan salgılanan insülin hormonu olmadan glikozu alıp kullanamaz.

Pankreasın hormon salgılayan hücre adacıklarının % 25′ini oluşturan alfa hücrelerinden salgılanan glukagon ise kan şekerini artırıcı etkiye sahiptir. Glukagon karaciğerde depo edilmiş glikojeni parçalar ve kana yavaş bir biçimde glikoz geçmesine yardımcı olur. Glukagon eksikliğinde hipoglisemi, fazla salgılanması durumunda ise hiperglisemi ortaya çıkar. Pankreasın hormon salgılayan hücre adacıklarının % 15′ini oluşturan delta hücrelerinden salgılanan somatostatinler; pankreasın vücutta insülin ve glukagon hormonlarının salgılanmasını kontrol etmesine yardımcı olur.

İnsülin Salınımını Etkileyen Faktörler

Glikoz en güçlü insülin uyarıcısıdır. Basit karbonhidrat ve şeker kalorileri pankreası daha fazla insülin salgılanması için uyarır. Yağ asitleri, mannoz, lösin ve arginin gibi aminoasitler, sekretin ve gastrin hormonları ve diğer bazı hormonlar da insülin salgılanmasını artırır. Leptin hormonu, somatostatinler, bazı sinir uyarıları ve ilaçlar insülin salınımını düşürür.

Kan Şekeri Kaç Olmalı?

Açlık kan şekerinin 80 ile 100 arası, herhangi bir zamanda ölçülen kan şekerinin ise 140’ı geçmemesi  normal sınırlar olarak kabul edilir.

Açlık kan şekerinin 126 mg/dl ve herhangi bir zamanda ölçülen kan şekerinin ise 200 mg/dl’nin üzerinde olması diyabet tanısı için yeterli olur. Diğer bir kriter de şeker yükleme testiyle kan şekerinin yine 200’ün üzerinde çıkmasıdır.”

İnsülinin yüksek olması iştahın artmasına ve yağ depolanmasına neden olur. Bu 2 faktör de kilo almayı artırıcı ve vermeyi zorlaştırıcı etkenlerdir. Bu yüzden insülin direnci kırılmadan kilo verilmesi mümkün olamamaktadır.

Şeker Hastalığı 2 Başlık Altında İncelenir;

Tip 1 Diyabet (insüline bağımlı diyabet):  Diyabet hastalarının %10′u bu gruptandır. Genellikle çocuk ve genç erişkinlerde görülür. Tip I diabette pankreasta üretilen insülin miktarı oldukça düşüktür ya da üretim tamamen durmuştur. İnsülinsiz kontrolü mümkün değildir. Özellikle 30 yaşından itibaren insülinin dışarıdan alınması gereklidir.

Tip 2 Diyabet (insüline bağımlı olmayan diyabet): Tip II diabette ise üretilen insülin gerektiği biçimde etki gösterememektedir. Bazen Bu hastalarda normalden fazla bile insülin yapımı ve insülin direnci söz konusudur.  Tip 2 diyabet kalp-damar, yüksek tansiyon, karaciğer, metabolik sendrom gibi önemli sorunları beraberinde getirir.

Hipoglisemi Nedir?

Hipoglisemi kanda şeker oranının 60′ın altına düşmesidir. Görme bozukluğu, titreme, başağrısı, baş dönmesi, yorgunluk, terleme, açlık, sinirlilik gibi belirtilere yol açar. Fazla doz ilaç, insülin, egzersiz, sağlıksız beslenme ve stres hipoglisemiye neden olabilir. Kandaki şeker 35mg/dl’nin altına düştüğünde titremeler artar ve bayılma görülür. Eğer hasta baygın değilse ve bir şeyler yutabilecek durumda ise, tedavi olarak ağızdan glukoz verilir. Hastanın bilinci kapalı olduğunda ise doğrudan Glucagon enjeksiyonu uygulanır.

Hiperglisemi Nedir?

Hiperglisemi, açlık kan şekerinin 125 mg/dL’nin üzerinde ve günün herhangi bir saatinde kan şekerinin 200 mg/dL ve üzerinde olması durumunda söz konusu olur. İlaçları gerekli dozda kullanmaması, fazla yemek, egzersiz yapmamak, enfeksiyon ve stres hiperglisemiye yol açabilir. Ağız kuruluğu, çok su içme, sık idrara çıkılması, yorgunluk, uyku hali, bulanık görme, ayak tabanında yanma, karıncalanma ve uyuşma hissi, ciltte kuruma ve kaşıntı, kesik ve yaraların geç iyileşmesi gibi belirtiler görülür.

İnsülin Tedavisi

İnsülin direncinin sebebi yağ dokusundan salgılanan hormonların yol açtığı bozukluk olduğu için tedavideki ana hedef yağ dokusunun azaltılmasıdır. Bu amaçla uygulanan diyet ve egzersizin yanısıra ilaç kullanımı da tedavinin diğer bir unsurudur. Kan şekerinin 126mg/dl üzerine çıkması, pankreasın insülin salgılama yeteneğinin % 90 kaybolduğu anlamına gelir. İlaçlarla geri kalan %10’luk rezervi korumak ve kan şekerini uzun dönem normal değerlerde tutmak mümkün olmadığı için dışarıdan insülin tedavisine başvurulur. İnsülin tedavisinin mantığı pankreasın görevini taklit etmeye dayanır. Günde bir kez uygulanan insülin tedavisinde temel ihtiyaç seviyesinde olan insülin verilir. Bu tedavinin yetersiz kalması durumunda yemek öncesi kan şekerini kontrol etmek amacıyla etki süresi kısa olan insülinlerden yararlanılır.

İnsülin Enjeksiyonu Kimler İçin Gereklidir?

•Tip 1 diyabetliler,

•Ağızdan alınan ilaçlarla kan şekeri kontrol edilemeyen Tip 2 diyabetliler,

•Gebe diyabetlilerin bazıları,

•İdrarda şeker pozitifliği olanlar,

•Akut metabolik komplikasyon  gelişen hastalar,

•Retinopati, nöropati, diyabetik ayak gibi Komplikasyon gelişmiş tüm diyabet hastaları,

•Ameliyatla pankreası alınan kişiler

Kaç Çeşit İnsülin Var?

Elde ediliş biçimine göre insülinler domuz, sığır ve insan insülinleri olarak adlandırılır. Sığır ve domuz insülinlerinin yapıları vücudun ürettiği insüline tam olarak benzemediği için insan insülininden daha fazla reaksiyona yol açabilmektedir. İnsan insülini ise 2 çeşittir. Domuz insülinin insan insülinine benzeyecek biçimde değişime uğratılmasıyla üretilmiş yarı sentetik insülinler ve insan vücudunun ürettiği insülinin yapısıyla aynı olacak şekilde genetik mühendislik yöntemleriyle elde edilen biyosentetik insülinler.

İnsülin Nasıl Yapılır?

İnsülinler; insülin enjektörü, insülin kalemleri ve insülin pompalarıyla cilt altına enjekte edilir. İnsülin yağ dokusundan emildiği için derinin yağ tabakası olan bölümüne uygulanır. Emilimin en iyi olduğu yer karın bölgesidir. Enjeksiyon sonrası o bölgeye masaj, ısı uygulaması yapmak ve o bölgeye egzersiz uygulanması insülin emilim hızını artırır. Kısa etkili insülinler acil durumlarda kastan ve serum içine katılarak damardan uygulanabilir. İnsülin pompası denilen uygulamada, kendi kan şekerini yakından takip edebilecek kişilere cilt altına yerleştirilen bir insülin pompası yardımıyla iğne kullanmadan vücudun gereksinimi olduğunda insülin ihtiyacını gidermesi sağlanabilir.

İnsülin Tedavisinin Yan Etkileri Neler?

Hipoglisemi, insülin ödemi, kilo artışı, allerjik reaksiyon ve lipodistrofiler.

İnsülin Direnci Nedir?

İnsülin direnci, kandaki yüksek insülin değerlerine rağmen, insülinin etkisini yeteri kadar gösterememesi ve bu yüzden sürekli olarak kan şekeri yüksekliğinin görülmesi durumudur. Genetik bozukluklar, immunolojik bozukluklar, endokrinolojik ve metabolik bozukluklar insülin direncine sebep olabilir.

Vücudun temel yakıtı şekerlerdir. Başlıca kullanılan şekerler glukoz ve fruktoz’dur. Glukoz, enerjinin en çok üretildiği kaslara insülin ile girer. Kilo alımdan sonra yağ dokusundan salgılanan bazı hormonlar, kasların şekeri kullanmasını engeller. Bu engelleme sebebiyle insülin hormonu daha fazla salgılanır ve bu tablo insülin direnci olarak adlandırılır. Pankreasın fazla çalışması nedeniyle bir süre sonrasında yeterli insülin salgılanamamakta ve kan şekeri normal değerlerin üstüne çıkmaktadır. Bu durum, vücudun şeker oranının kontrolden çıkması anlamına gelen şeker hastalığını (diabetes mellitus) ifade eder.

İnsülin Direnci Belirtileri

•Kanda şeker ve insülin yüksekliği,

•Bel çevresinin kadınlarda 88, erkeklerde 100 cm.’nin üzerine çıkması,

•Kan basıncının 130/85 mmHg ve üzerinde olması,

•HDL kolesterolün 40 mg/dl.nin altında olması,

•Trigliseridin 200 mg’ın üstünde olması,

•Ürik asit yüksekliği,

Bu bulgulardan üçünün aynı kişide olması tanı konulması için yeterlidir.

İnsülin direnci olan kişilerde, yorgunluk, hızlı kilo alımı, kilo vermede zorlanma, doymama, sık acıkma, gün içinde acıkma atakları, tatlıya düşkünlük, özellikle karın çevresinde yağlanma artışı gibi sorunlar görülebilir.

İnsülin direnci; erişkin tipi diyabet, obezite, hipertansiyon, koroner kalp hastalığı, karaciğer yağlanması, gut hastalığı, meme ve prostat kanseri riskini artırır. Ayrıca insülin direnci olan kişilerin reaktif hipoglisemi atakları, gizli şeker, hafıza sorunları, alzheimer hastalığı gelişme olasılığı, depresyon ve panik ataklar, uyku apnesi ve kan pıhtılaşmasında bozulma gibi sorunların daha fazla görüldüğünü kanıtlayan veriler bulunmaktadır.

HOMA Testi (İnsülin Direnci Testi) Nedir?

HOMA-IR testi, vücutta insülin direnci olup olmadığını tespit etmeye yarar. Sabahleyin aç karnına  alınan kan örneğiyle yapılır. HOMA indeksi 3.8’den yüksek çıkanlar insülin direnci olan ve mutlaka izlenmesi ve tedavi edilmesi gereken kişilerdir.

Join the Discussion!

Please submit your comment with a real name.

Thanks for your feedback!